8.Sınıf İngilizce 9. Ünite Kelimeleri ve Anlamları

AskinElibol

Öğretmen
13 Ara 2020
10,277
11
38
UNIT 9 - SCIENCE: BİLİM



...his life was over:
hayatı bitti

Accident: Kaza

Advances: Gelişmeler

Air: Hava

Airplane: Uçak

Almost: hemen hemen; neredeyse

Amazing: şaşırtıcı

Amount: Miktar

Another: Bir başka, bir diğer

Around: Etrafında

Artificial: Yapay

Athlete: atlet (sporcu)



Become (became-become): Olmak, haline gelmek

Behave: Davranmak; hareket etmek

Believe: inanmak

Better: Daha iyi

Bionics: biyonik; canlıların davranışlarını inceleyerek bunları bilgisayar ve elektronik cihazlar alanında uygulama imkanlarını arayan elektronik bilim dalı

Blind: kör

Body parts: vücut bölümleri, organlar

Born blind: kör doğan

Bottle: şişe

Brain: Beyin

Bridge: Köprü

Bucket: Kova

Build: İnşa etmek

Building: Bina

Button: düğme





Called: Denilen; adlı

Cardboard: Karton; mukavva

Cause: Sebep

Cell: Hücre

Change (changed): Değişmek (düzenli fiil)

Chemical: Kimyasal

Chemist: Kimyager

Chemistry: Kimya

Clever: Akıllı

Cloth: Bez

Clumsy: Sakar, hantal

Coin: Bozuk para

Come along: Ortaya çıkmak

Company: Şirket

Complaint: Şikayet

Computed: Bilgisayarlı

Conduct experiments: Deney yapmak

Control: Kontrol etmek

Correct: Doğru

Cover: Kapatmak, örtmek



Dangerous: Tehlikeli

Dark: Karanlık

Decide: Karar vermek

Definition: tanım

Depressed: Bunalımlı

Design: tasarlamak

Determine: karar vermek; belirlemek

Develop: Geliştirmek

Development: Gelişme

Die: Ölmek

Discover: Keşfetmek

Division: Bölünme

Driver: Şoför









Ear: Kulak

Electric current: Elektrik akımı

Electronically: Elektronik olarak

Engineer: Mühendis

Engineering: Mühendislik

Engineering: Mühendislik

Examine: Muayene etmek

Experiment: Deney

Exploding pen: Patlayan dolmakalem

Explore: Araştırmak, keşfetmek

Explosion: Patlama

Explosive: Patlayıcı

Eye: Göz



Fiction: Kurgu

Fill: Doldurmak

Find (found-found): bulmak

Float: Suda yüzmek

Food: Besin; yiyecek

Footprint: Ayak izi

For example: Örneğin

Fundamental: ana; esas



Gravity: Yer çekimi

Ground: Yer

Guess what?..: Bil bakalım ne oldu?Hearing impaired: İşitme engelli



Hearing: Duyma becerisi

Hearing-impaired: işitme engelli

Hit: Değmek

Huge: Kocaman









Ice:
Buz

Idea: fikir

Illness: Hastalık

Illnesses: Hastalıklar

Implant: nakletmek

Improve: Geliştirmek, ilerletmek, iyileştirmek

In general: genel olarak

In order to: için

In the area of..: ..alanında

Incredible: inanılmaz; müthiş

Information: bilgi

Invent: İcat etmek

Invention: icat



Laboratory: Laboratuvar

Leaf (çoğulu-leaves): yaprak

Leg: bacak

Letter: mektup

Light: Işık

Limb: uzuv, organ (genel)

Limbs: Kol ve bacaklar

Living: canlı, yaşayan

Look for: Aramak

Look out! : Dikkat et.

Lose (lost-lost): kaybetmek



Mean: Anlamına gelmek

Medicine: Tıp

Minor: Küçük

Miracle: Mucize

Moon: ay

Most: çoğu; en çok

Moves: hareketler

Myth: efsane



Necessary: Gerekli

Newspaper: Gazete



Object: Nesne

Operate: Kullanmak ; çalıştırmak



Over:
Bitmiş, bitik (parçada)



Patient: Hasta

Photosynthesis: Fotosentez

Physical: Fiziksel

Pitch: Saha

Place: Yer

Planet: Gezegen

Plant: bitki

Pour: Dökmek

Process: Süreç

Produce: Üretmek

Prosthetic: Protez

Protect: Korumak

Provide: Sağlamak; temin etmek

Put together: Birleştirmek; toparlamak



Real: Gerçek

Refine: Arıtmak; rafine etmek

Regain: Geri kazanmak

Replace: değiştirmek, yenisiyle değiştirmek

Replaceable: Değiştirilebilir

Report: Bildirmek; rapor etmek

Research: Araştırmak; incelemek

Researcher: araştırmacı

result of…: …in sonucu



Sailor: denizci

Sattelite: Uydu

Science fiction: bilim kurgu

Science: Bilim

Scientist: Bilim adamı

Send: Göndermek

Serious: Ciddi

Similarly: Benzer şekilde



Size:
Boyut

Skill: Beceri

Skin: Cilt, deri

Slice: Dilimlemek

Small: küçük

So that: ...için; ...diye (bağlaç-anlamını cümleyle birlikte oku)

Solar system: Güneş sistemi

Solve: Çözmek

Story (çoğulu:stories): hikaye

Substance: Madde

Successfully: Başarılı bir şekilde

Sugar: Şeker

Sunlight: Güneş ışığı

Sure: Emin



Test: Test etmek

Thankfully: neyse ki

Thanks to..: ..sayesinde

The Chinese: Çinliler

Throw (threw-thrown): fırlatmak (düzensiz fiil)

Tool: alet

Toothbrush: Diş fırçası

True: Doğru



Understand: Anlamak



Vaccinate: aşı yapmak



Weird: Tuhaf, garip

Windmill: Rüzgar gülü, yel değirmeni

Within the field of..: ..alanında

Word: Kelime

Wringer: Merdane